Anasayfa
 Ana Sayfa  Foto Galeri   Profilim  Müzik Dinle  Üye Çıkış  Admin Giris
  Ana Menu
Ana sayfa
Üye Hesabi
Ozel Mesajlar
Mesaj Tahtasi
Uye Cikis
Bize Ulasin
Ziyaretci Defteri
Forum
Haber Arsivi
Haber Ekle
Etkinlikler
Resim Albumu
Arama
Site üyelik Kurallari
  .::Dersim Menü::.
Dersim
Munzur
Dersim Katliyami
  DersimSpor
Tarihimiz
Kulup Bilgileri
Yonetim
Futbolcularimiz
Puan Durumu
Gol Krali (I.Takim)
Gol Krali (II.Takim)
Maclarimiz
  Dersim Albümü

Coppermine Photo Gallery

  Kim buradaydı?
 dersimspor: 7 Saat.,50 Dak.
 Murat: 1 Gün,19 Saat.,22 Dak.
 dersimspor_62: 2 Gün
 xecli62: 6 Gün
 ayhan ayhan: 7 Gün
 adire dersim: 9 Gün
 murathan: 9 Gün
 dersim62: 10 Gün
 gfb_034: 12 Gün
 ozn62: 15 Gün
 OoORHANOoO: 19 Gün
 be nu sen: 31 Gün
 Munzur: 32 Gün
 diyaro: 34 Gün
 Ali-Arslan: 36 Gün
 stbyonur: 39 Gün
 dersimli: 40 Gün
 bariscanpolat: 43 Gün
 DersimliUguryaman: 57 Gün
 rohan: 57 Gün
  Kim Nerede?
Misafirler (20):
 Anonymous 1 -> Gallery
 Anonymous 2 -> Gallery
 Anonymous 3 -> Kalender
 Anonymous 4 -> Kalender
 Anonymous 5 -> Sarki_Sozleri
 Anonymous 6 -> Home
 Anonymous 7 -> Gallery
 Anonymous 8 -> Home
 Anonymous 9 -> Kalender
 Anonymous 10 -> Userinfo
 Anonymous 11 -> Home
 Anonymous 12 -> News
 Anonymous 13 -> Gallery
 Anonymous 14 -> eBoard
 Anonymous 15 -> Kalender
 Anonymous 16 -> News
 Anonymous 17 -> Kalender
 Anonymous 18 -> News
 Anonymous 19 -> Gallery
 Anonymous 20 -> Gallery
  Site Sayacı
Pazartesi2930
Salı973
Çarşamba2645
Perşembe3302
Cuma3194
Cumartesi3239
Pazar3575
Toplam:1153885
En Çok:4803
  Bülten
E-Posta Adresi:

Lütfen seçiniz:

Bülten tipini seç:


  Eleştiri Ve Öneri
www.dersimspor.net Sisteme girmen gerek

En son aktif olan: 7/2/2012 Saat 09:32

Aþaðý git
« Ön  Diğer »
küçükten büyüğe dogru sırala büyükten küçüğe doğru sırala      print
Konuyu açan: Konular: 12 Eylül Festivallerinden Birine Dönüştürülemez!
Junior Member
Junior Member


Cevaplar: 25
kayıt olmuş: 14/4/2008
Durum: Offline
Gender: bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 18/8/2009 Saat 22:03  
MUNZUR Festivali, 12 Eylül Festivallerinden Birine Dönüştürülemez!

Oligarşiyle halk arasında süren mücadelenin en önemli cephelerinden biri de "kültür cephesinde" süren mücadeledir. Bu çoğu kez açık ilan edilmiş bir savaş şeklinde değildir. Ama emin olunmalıdır ki, kesintisiz bir mücadeledir. Farkında olunsun veya olunmasın, her an öyle bir mücadelenin içindeyizdir.


Özellikle de kurumsal olarak, belediyeler, demokratik kitle örgütleri ve çeşitli siyasi örgütlenmeler tarafından gerçekleştirilen kültürel faaliyetler de bu çerçevenin dışında düşünülemez. 30 Temmuz-2 Ağustos tarihleri arasında yapılan 9. Munzur Doğa ve Kültür Festivali de hiç kuşku yok ki, kültürel alanda, bir mücadelenin sahnesi oldu. Ve ne yazık ki, festivalin örgütlenmesinde belirleyici konumda olanlar, bu sene, bu mücadelede düzenin kültürüne güç veren bir tutum içinde oldular.

Festival bu yıl, "Tarihimiz, geleceğimiz, özgürlüğümüz Munzur 1. derece sit alanı ilan edilsin" sloganıyla yapıldı. Her yıl, farklı talepler, farklı sloganlarla yapılabilir festival, fakat, halkın kültürünü, halkın mücadelesini, halkın birliğini ve örgütlenmesini geliştirme amacı, değişmez. Bu amaç değiştiğinde veya yok sayıldığında, orada kültürel alandaki mücadelede bir gerileyiş vardır.

Dersim'in devrimci demokrat halkı, buna izin vermemelidir. 10. Munzur Doğa ve Kültür Festivali, 9'ncusunun içine düştüğü eksiklikler mahkum edilerek gerçekleştirilmelidir.

Mesele, nasıl olursa olsun bir festival yapmak değildir. Her türlü sosyal, kültürel faaliyette bizim için değişmeyen bir bakış açısı olmalıdır. Bu bakış açısının temeli, örgütlediğimiz gecenin, konserin, pikniğin, festivalin halkın mücadelesine, örgütlenmesine, kültürüne, birliğine katkıda bulunmasıdır.

Yoksa, bugün ülkenin nerdeyse en küçük kasabalarında, beldelerinde bile yapılan, içeriği boşaltılmış, düzenin eğlence anlayışı ile sınırlı karpuz, çilek ve dut festivallerine dönecek, her yıl kendini tekrar edecektir.

Festivaller özellikle, 12 Eylül faşist cuntasının yönetimde olduğu ve pasifikasyonun, apolitikleştirmenin, son derece yoğun bir biçimde uygulandığı yıllardan başlayarak yaygınlaştırılmıştır. Bu bile, festivallerle ilgili bize önemli bir şeyi hatırlatmaktadır. İçki ve biranın "su gibi" tüketildiği, içki firmalarının sponsor olduğu, halkla alay edilen bu festivallerde amaç halkın yozlaştırılması, kültürüne yabancılaştırılmasıdır.

Festivaller, İspanya ve Portekiz'deki faşist diktatörlerin halkları uyutma yöntemlerinden biri olmuştur. Büyük çoğunluğu itibarıyla ülkemizde de durum farklı değildir. Eğlence ve paylaşma anlayışından uzak, tüketime dayanan festivallerin yoğunluğu hesaba katıldığında, ilerici-yurtsever ve devrimci güçlerin bu konuda daha sorumlu davranmaları gerektiği açıktır.


Festivaldeki "Ben Yaptım Oldu" Anlayışı ve Dayatmacılık...


Munzur festivalinin klasiğidir. Ve her yıl tekrar edilir. Belediye festival öncesi demokratik kurumlara çağrı yapar. Düzenlenecek festival ile ilgili toplantılar yapılır, kararlar alınır. Bu yıl da öyle oldu; ancak sonuçta biraraya gelen bir çok kurumun karar ve iradesi, DTP anlayışı tarafından hiçe sayıldı.

Festival sırasında hiç kimseye sormadan alınan kararlar değiştirildi. Programlarda değişiklikler yapıldı. Programa çağrılması daha önce konuşulmamış ve kararlaştırılmamış sanatçılar "bizdendir" mantığıyla programa sokulurken, programda olanlar ise DTP'li belediye tarafından engellendi.

DTP'li belediyeye sorarsanız "katılımcılığı" esas aldığını, "herkesin isteklerini karşıladıkları!"nı söyleyecektir. Ama ortada katılımcılık, herkesin isteğinin karşılanması gibi bir durum yoktur.

DTP'li belediye bu festivalin "kendi festivalleri" olduğuna o kadar çok inanmıştır ki, her şeye bu gözle bakmış, her faaliyet bu mantıkla örgütlenmiştir.

Her siyasi örgütlenmenin kendi politikalarını ve gündemini oraya taşımak istemesi anlaşılabilirdir. Fakat Kürt milliyetçi hareket bunu kendi dışındaki kesimlere yönelik bir dayatmaya çevirmiştir. Belediye çerçevesindeki yetki ve konumlarını kullanarak, "barış" politikalarını herkese dayatmışlar, bu anlamda tam bir benmerkezcilik sergilemişlerdir.

Dayatmacılık ve grupçuluk öyle bir noktaya gelmiştir ki, çeşitli aksaklıklarla ilgili belediyeye iletilecek konularda muhatap bulunamamış, havale edilen insanlar ise "nasıl olsa bizden değil" diyerek sorunu tartışmamış, çözüm için bir şey yapmamışlardır.

Çeşitli etkinliklerdeki konuşmacı sayısı ve konuşma süreleri konusunda adeta sürekli bir adaletsizlik sergilemiştir Kürt milliyetçiliği. Devrimci, militan her faaliyetten ürken, buna yasaklar koyan DTP'li belediye, festivali "barış", "diyalog" politikasını tüm sola dayatmakta bir araç olarak kullanmak istemiştir.

Devrimci sanatçılara karşı son derece kaba, lakayt ve saygısızca davranan görevliler, Sezen Aksu, Zerrin Özer gibi Festival'e emeği geçmemiş, halkın kültürüne katacak bir şeyi olmayan sanatçılar karşısında el pençe divan durmuş, bir dediklerini iki etmemişlerdir.

Festivalin gerçek emekçileri olan devrimci sanatçılar bu festivalde örtülü olarak adeta "istenmeyen kişiler" olarak ilan edilmişlerdir.

Oysa, festivali bugüne taşıyanlar arasında devrimci sanatçıların emeği unutulamaz. Yasakların olduğu, festivalin keyfi olarak engellendiği, baskılarla katılımın sınırlandırılmaya çalışıldığı dönemlerde Dersim halkının yanında devrimci sanatçılar vardı. Şimdi çağırdıkları ve masrafları için milyarlar döktükleri sanatçılar, o dönem bu tür adı devrimcilerle birlikte anılan festivallere katılma çağrılarına cevap bile vermemekteydiler.


Festivalin İçini Boşaltarak Sağlanacak Kitlesellik, Halkın Değil Düzenin Güçlenmesidir

DTP'li belediyenin festival konusundaki çarpık anlayışlarından biri de, festivali düzene kabul ettirmek, kitleselleşmesini sağlamak adına düştüğü durumdur.

DTP'li belediye, devrimci, demokratik kişi ve kurumlar dururken, yılgınlaşmış, yozlaşmış, devrimcilik adına söz söyleme hakkı kalmamış döneklere küçük hesaplarla görevler ve payeler vermiş, onları panel yöneticisi yapmış, halkın ve devrimcilerin karşısına çıkarmıştır.

Çarpıklık öylesine boyutludur ki, "Kürt sorununda Demokratik ve Barışçı Çözüm" panelinin yöneticiliğinin bir döneğe verilmesini eleştiren ve panele katılmayan Halk Cephesi temsilcisi, reformizm ve Kürt milliyetçiliği tarafından utanmazca, pişkince protesto edilmiştir. O "protestocular" arasında ESP temsilcisinin de olması ise, not düşülmesi gereken bir başka ayrıntıdır.

Şimdi buradan tekrar sormak istiyoruz; dönekleri konuşturmakla nasıl bir yarar sağlayacaksınız Kürt sorununda. Bir devrimciyle, bir döneği karşı karşıya getirirken ve döneği yönetici (moderatör!!!) masasına oturtup devrimciyi protesto ederken, hiç utanmadınız mı?

Bu bakış açısı aslında festivalin hemen her noktasındaki örgütlenişine yansımış bir bakış açısıdır. Devrimcilere kapatılmak istenen festival, düzene ise ardına kadar açılmıştır.

İşte bu nedenle, Sezen Aksular'ı, Zerrin Özerler'i çağırıp onları el üstünde tutmuşlardır. Bu anlayış, Sezen Aksu'ya sahnedeki Seyit Rıza posteri önünde göbek attırmış, Kürtçe, aynı sahnede bir şov malzemesi haline getirilmiştir.

Oysa Kürt halkı dili için büyük bedeller ödemiştir. Bir halkın dili şov malzemesi haline getirilemez. Kürtçe şarkı söyledi diye Sezen Aksu'yu yere-göğe sığdıramayanlar halkın değerlerini çiğnettiklerini görmelidirler.

Sol, demokrat bir tutum içinde yeralmak isteyen bu tür sanatçılar, bu tür etkinliklere çağrılmaz mı? Çağrılabilir. Ama devrimcilerin, demokratların çizdikleri çerçevede kalırlar ve düzenin yozluğunu bizim faaliyetlerimize taşıyamazlar. Devrimciler, demokratlar, buna çanak tutamazlar.

Munzur festivalinde ise, buna çanak tutmanın da ötesine geçilmiş, bu kesimler, festivalin belirleyici unsuru haline getirilmeye çalışılmıştır. Peki böyle bir festival, kime, neye hizmet eder?

Her dağ kovuğunda onlarca şehidi olan, gencecik kızlarını ve oğullarını o topraklar için şehit vermiş Dersim halkına, o sahneden, adeta alay edercesine "sivrisineklerin de hakları olduğu" nutukları atılmasına çanak tutanlar, bu mantıkla festivalleri halkı yozlaştırma zeminine dönüştürmektedirler.

Nitekim, Sezen Aksu'nun sahnede olduğu 1,5 saatlik süre boyunca sahne önünde yaşananlar sunucuyu bile rahatsız etmiş, sunucu Kürtçe olarak şu uyarıyı yapmak zorunda hissetmiştir: "Yapmayın kendinize gelin kendinizi unutmayın ayıptır, munzurun dağlarından kan akıyor."

Grup Yorum'u bekletip bekletip gecenin yarısında (01.30) sahneye çıkarmak, İdil Tiyatro Atölyesi'nin "Yaban Oğlak" oyunu programda olduğu halde ayak oyunlarıyla sahneye çıkmasını önlemek, hangi ahlakla açıklanacak?

Devrimci sanatçılar düzen tarafından yıllarca yasaklandılar. Şimdi bu yasakçılığın, engellemeciliğin "yerel iktidar" tarafından devralınmış olması, düzeniçileşmenin üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir yansımasıdır.

"Kim ne derse desin, Dersim'den Sezen geçti. Dersimliler önümüzdeki festivallere daha çok Sezen'lerin katılmasını dört gözle ..... sabırla ve aşkla bekliyorlar." diye yazıyordu reformizm. (Hakan Tahmaz, Birgün, 7 Ağustos 2009)

Tahmaz, bilir ki, Sezen Aksular'ın damgasını vurduğu festivaller halkın festivali olmaktan uzak, düzenin "eğlence" anlayışının egemen olduğu, içi boşaltılmış festivallerdir. Bunu isteyen niye ister? Bunu isteyenler, kime hizmet eder?

Festivalin meşruluğu halkta, devrimci demokratik mücadele ve kültürde aranmalıdır. Kitleselleşmenin yolu, yozlaşmakta değil, insanların kültürel ihtiyaçlarına devrimci, ilerici zeminde en geniş ve zengin biçimlerde cevap vermekte aranmalıdır. Bu bakış açısıyla örgütlenecek bir festival için Sezenler'e ihtiyaç yoktur. Devrimcilerin yarattığı değerler, devrimci sanat, her kesime hitap edecek kadar içi dolu ve kapsayıcıdır.

Festival halkı bilinçlendirmek, halk kültürüyle, devrimci-demokratik kültürle tanıştırmak ve donatmak bir yana, depolitize eden bir işlev üstlenmeye yönelmiştir. Göstermelik bir kaç panelle, sergiyle, birkaç devrimci ilerici sanatçıyla, festival politik bir festival, halkın festivali olmaz.

Yürüyüş

Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster
« Ön  Diğer »        print
Yukarý git


mxBoard, © 2006 by pragmaMx.org, based on eBoard, XMB and XForum

0,098 saniye - 18 queries
Dersimspor-Ludwigsburg
www.DersimSpor.Net
Dersimspor@hotmail.de
0172 664 66 62

Sayfa Üretimi 0.0511 Saniyede, 7 Veritabanı Sorgusuyla